Dahlia

Gecenin karanlığında yolunu bulmaya çalışan bir pepuk kuşu gibiyim

Şehirden şehre kanat çırpan, sokak lambalarının ışığına kanmış gözlerle

Dağların tepesindeki karlı düzlüklerin soğuğunda üşüyen

Sonsuz denizlerin üstünde uçarken dinlenecek bi toprak bulamayan

Güneşin kavurduğu Sahra’nın kumlarında yanıp kül olacak kadar alçak uçan

Dünyada güzel şeyler de var diyorlar

Güzel diyarlar, insanlar, taç yapraklarını açmış rengarenk çiçekler…

Nerede? Nerede ve ne zaman ve nasıl bulacağımı bilmeden kanat çırpıyorum.

Dahlia….

Yol göster bana

Dahlia…

Güneş ol bana

Dahlia…

Söyle bana

Nerede bu güzel dünya

Dahlia…

Bir anadolu parsı gibiyim atalarının kanıyla yıkanmış topraklarda

Ağıtlarla doğmuş ve ağıtlarla kaybolmuş…Kutsanmış sularıyla mavi beyaz efsanenin

Karanlık ormanlarda saklanırken yalnız olmaya mahkum edilmiş

Nefsiyle hapsolmuş, aşkı unutmuş, gökteki yıldızlara dua eden

Ölmüşlere ışık olmuş nuruyla ve onların yolları, yolu olmuş

Dünyada güzel şeyler de var diyorlar

Güzel diyarlar, insanlar, taç yapraklarını açmış rengarenk çiçekler…

Nerede? Nerede ve ne zaman ve nasıl bulacağımı bilmeden kanat çırpıyorum.

Dahlia….

Yol göster bana

Ah dahlia

Güneş ol bana

Dahlia…

Söyle bana

Nerede bu güzel dünya

Dahlia…

Previous
Previous

Kaymak

Next
Next

Yâr Beni Bekleme